IAEA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
IAEA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Temmuz 2009

Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu


Bilindiği gibi Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK-orjinal kısaltma:IAEA), nükleer enerjinin barışçıl kullanımı, askeri amaçlar için kullanılmasını engelleme gibi görevlerle Birleşmiş Milletler (BM) bünyesinde oluşturulmuş olan bağımsız ve kendi statüsüne sahip olan uluslararası bir kuruluştur. II. Dünya Savaşı sonrasında yayılmaya başlayan atom enerjisinin yeni facialara yol açmaması hedefiyle, BM üyesi ülkelerin büyük bir çoğunluğu bu oluşumun içinde yer almıştır. Son yıllarda ise özellikle İran ve Kuzey Kore'nin uranyum zenginleştirme programları sayesinde dünya gündeminde sıklıkla yer almaktadır. 1997'den bu yana kurumun başında 2005'te Nobel Barış Ödülü'ne layık görülen Mısırlı Muhammed El Baradey bulunmaktaydı. Ancak Baradey, UAEK başkanlığı boyunca, gelişmelere siyasi yaklaşmakla ve sorunların çözümünde etkin rol alamamakla suçlanıyordu. Zira görevi süresince nükleer enerjinin askeri amaçlarla kullanılmaması ilkesini alenen çiğneyen Kuzey Kore bu tavrını halen sürdürmekteyken, İran'ın nükleer programı, başta İsrail olmak üzere birçok devlete endişe vermektedir. Görev süresi 30 Kasım 2009'da sona erecek olan Baradey'in, bahsi geçen konularda yeterli başarıyı gösteremediği aşikârdır. Burada değinmemiz gereken bir diğer mesele de, UAEK'nin, nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanılması hususunda ne derece etkili bir kuruluş olduğudur. Zira taahhütlerini yerine getirmeyen ülkelere karşı caydırıcı yaptırımlarının olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak BM'yi bir "belediyeye", Kuzey Kore, İran gibi ülkeleri "mahallelere" ve atom enerjisini askeri amaçlarla kullanmayı da "yangına" benzetecek olursak, UAEK bir "itfaiye" teşkilatının yerini almaktadır. Dolayısıyla bir mahallede yangın çıktığında itfaiye teşkilatının tek başına bu yangını söndürmesi muhtemel değildir. Yangını söndürmede el birliğiyle hareket edilmesi ve mutabakata varılması gerekmektedir. Durum böyleyken, başarısızlığın tek başına UAEK'ya ait olması beklenemez.

Her şeye rağmen 12 yıl boyunca uluslararası önemde bir teşkilata başkanlık yapmış olan Baradey, Aralık ayında görevini Japon temsilci Yukiya Amano'ya bırakacak. Yeniden aday olmayacağını daha önce açıklamış bulunan Baradey'den sonra Amano, UAEK tarihindeki 5. başkan olacak. Washington, Brüksel gibi merkezlerde diplomatlık yapmış olması ve silahsızlanma, nükleer silahlar gibi konularda uzman bir hukukçu olması, UAEK üyesi batılı devletler tarafından destek görmesini sağlamıştır. UAEK yönetim kurulunda yapılan oylamada Güney Afrika temsilcisi Abdül Samed Minti'yi geçerek seçilen Amano, genel kurulda 148 üyenin onayını aldığı takdirde göreve başlayacak. Amano ile birlikte özellikle Kuzey Kore'nin nükleer programı konusunda olumlu adımlar atılabileceği kanaatini taşımakla beraber, İran'daki durumun soğuyarak risk önceliği olmaktan çıkacağını düşünmekteyim. Zira cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasında yaşananlar nedeniyle batı ile ilişkileri gerilen İran'ın uranyum zenginleştirme çalışmalarına hız vererek ipleri koparması beklenmemelidir. Bunların yanı sıra yeni başkan Amano'yu bekleyen bir diğer önemli mesele de nükleer silahların teröristlerin eline geçme olasılığının sıkı önlemler alınmak suretiyle ortadan kaldırılmasıdır. Bu konuda akla gelen ilk ülke ise Pakistan'dır.

Amano'nun çalışmalarının Baradey'den daha çok verim sağlaması hem dünya barışı hem de BM sisteminin devamı açısından son derece önemlidir.

Leia Mais…

1 Haziran 2009

Küçük Canavar Kuzey Kore


Soğuk Savaş yıllarının sıcak çatışma sahalarından biri olan Kore'de, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (Kuzey Kore) günümüze kadar ulaşan krizin baş aktörü konumundadır. 1948 yılında bağımsız olan Kuzey Kore, 1950'de Sovyetler Birliği (SSCB) ve Çin'in desteğini alarak Güney'e savaş ilan etti. II. Dünya Savaşı sonrasında esmeye başlayan soğuk rüzgarların, Batı ve Doğu bloklarını ilk kez karşı karşıya getirdiği bu savaş, Kuzey Kore'de 60 yıldır devam eden komünist rejimin de ilk adımlarını teşkil etmekteydi. Soğuk Savaş'ın bitmesi ve komünist rejimlerin birbiri ardına yıkılması Kuzey Kore'yi uluslararası arenada yalnızlığa, bu yalnızlık da ülkeyi nükleer güce sahip olma arzusuna itti. Bu düşünceler, ünlü lider Kim İl Sung'un ölümünden sonra (1994) yerine geçen oğlu Kim Jong İl tarafından hayata geçirildi. Tüm dünyayı karşısına almakta beis görmeyen Kuzey Kore, uranyum zenginleştirme programlarına başladı. NPT olarak bilinen Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması'na taraf olan Kuzey Kore, önce ülkedeki yabancı uzmanları sınır dışı etti ve nükleer reaktörlerdeki kameraları kaldırarak Uluslararası Atom Enerjisi Kurulu'na (IAEA) meydan okudu. Daha sonra da 2003 yılında NPT'den çekildiğini açıkladı ve nihayet 2006'da ilk nükleer denemesini gerçekleştirdi.

43. ABD Başkanı George W. Bush'un, Irak ve İran ile birlikte "Şer Ekseni" içerisinde saydığı Kuzey Kore, geçtiğimiz günlerde geliştirdiği yeni uzun menzilli füzesi Taepodong II'nin yeni versiyonunu denedi. İlk denemesi 2006'da başarısız olan füzenin 4000-9000 km arası menzile sahip olduğu bilinmekte. Geçtiğimiz hafta ise Kuzey Kore ulusal haber ajansı KCNA'nın bildirdiği bir habere göre ülke, yeraltında başarılı bir nükleer deneme gerçekleştirdi. Haberin duyulması ile birlikte başta Güney Kore ve Japonya olmak üzere birçok ülke telaşa kapıldı. Acil güvenlik toplantıları yapan bu ülkelere Birleşmiş Milletler'i harekete geçirmeyi planlayan ABD ve Rusya da katılınca, Kuzey Kore, bir anda küçük bir canavara dönüşüverdi. Uluslararası toplumun büyük tepkisini çeken Kuzey Kore ve nükleer silah denemeleri de böylece dünya gündeminin ortasına yerleşti.

Afganistan ve Irak'ı işgal eden, gözünü İran ve Kuzey Kore'ye diken ABD, 60 yıl önceki politikalarının tam aksi yönde davranan Rusya ve nükleer başlık taşıyan bir Kuzey Kore füzesinin kapsama alanında yer alan diğer tüm devletler, bu krize ortak bir çözüm bulmak zorundadırlar. Barışçıl amaçlar gütmeyen, saldırgan bir siyaset izleyen Kuzey Kore'yi bu politikasından vazgeçirmek gerekmektedir. Tehlike hayata geçmeden önce her türlü önlem alınmalı, gerekirse Kuzey Kore izole edilmeli, bölgeye ve dünyaya kalıcı zararlar vermeden bu terörist devletin önü kesilmelidir.

Leia Mais…

Dünya Gündemi Analizleri Hakkında

Bu blog, uluslararası politikada yaşanan güncel gelişmeleri takip etmek ve değerlendirmelerde bulunmak amacıyla oluşturulmuştur. İçinde yer alan yazı, yorum ve analizlerin tamamı yazarın şahsi görüşleridir. Yazıların tüm sorumluluğu blog yazarına aittir.

Güncellemeler belli bir programa göre yapılmamaktadır. Bunun yanı sıra her sabah çeşitli şekillerde güncellenmektedir. Yazılar hazırlanırken; ntvmsnbc, bbc türkçe, reuters, guardian, washington post, der spiegel, kommersant vs gibi kaynaklardan yararlanılmaktadır. Haber içerikleri bu kaynaklardan sağlanmakla birlikte, yorumlar ve analizlerin tümü blog yazarına aittir.

Blog içeriğinin, yazardan izin alınmaksızın kullanılması kanunen yasaktır. Kaynak göstererek veya yazarla irtibat kurularak yapılan alıntılara izin verilecektir.