seçimler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seçimler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Haziran 2009

Gözlerden Kaçan Seçimler (3)


Avrupa'da ve Dünya'da yaşanan seçim süreçlerini takip edeceğimizi daha önceki yazılarımızda belirtmiştik. Bu serinin üçüncü yazısında Ekvador'daki başkanlık ve parlamento seçimlerini ve Litvanya başkanlık seçimlerini ele alacağız.

Ekvador'da mevcut devlet başkanı Rafael Correa, Eylül ayındaki referandum sonrasında değiştirilen anayasa ile 26 Nisan'da devlet başkanlığına ikinci kez seçildi ancak yeni anayasaya göre Correa, başkanlığının ilk dönemini icra edecek. Ekvador, halkın parlamentoda yer alacak olan partileri seçtiği, bu partilerin de başkan adayı belirlediği bir seçim sistemine sahip. Yeni anayasa ile iki seçimi aynı anda gerçekleştiren Ekvador'da, Correa'nın lideri olduğu sosyalist Alianza PAIS, yaklaşık 3.5 milyon oy (%51) alarak genel seçimleri kazandı. Böylece Correa'da 2006'da kazandığı seçim sonrasında 2007'de başladığı görevini 8 yıl daha (4+4) sürdürmeye hak kazandı. Kendisini hümanist, sosyalist ve sol görüşlü Hristiyan olarak tanımlayan Rafael Correa ve partisi PAIS, Ekvador'da son 30 yıldan bu yana yapılan seçimlerdeki en farklı sonucu alarak Latin Amerika'da peşpeşe iktidara gelen sosyalist rejimlerin arasına katıldı.

Eski Sovyet coğrafyasından, kuzeydoğu Avrupa'nın küçük bir ülkesi olan Litvanya'da da başkanlık seçimleri 17 Mayıs günü gerçekleştirildi. Mevcut başkan Valdas Adamkus'un yerini almak isteyen adaylara, en az 20 bin imza toplamaları şartı öne sürülüyordu. Litvanya seçim komisyonu, bu şartı yerine getirmeyen birçok adayı eledi ve 14 adayın seçimlere katılmasına izin verdi. Seçime bağımsız aday olarak katılan, bir dönem Avrupa Komisyonu'nda da çalışmış bulunan, Litvanya eski Maliye Bakanı ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı, Dalia Gribauskaite; oyların %70'e yakınını alarak tarihi bir farkla seçimi kazandı. Litvanya'nın ilk kadın başkanı olacak olan Gribauskaite, bir finans uzmanı. Politik görüşleri hakkında önemli bilgilere ulaşamadığımız Litvanya'nın "Demir Lady" lakaplı yeni başkanı, halkçı kişiliğiyle ön plana çıkmakta. Zira halkın eski sistemden bıktığı ve eski yöneticilerin krizi iyi idare edemedikleri yönündeki demeçleri, ekonomik darboğazda olan Litvanya'nın krizden çıkış yolunda önemli bir adım attığına işaret. Demir Lady Dalia'nın yeni dönemde Litvanya'yı krizden kurtarıp kurtaramayacağını ise zaman gösterecek.

Leia Mais…

8 Mayıs 2009

Gözlerden Kaçan Seçimler (2)


Geçtiğimiz günlerde konu edindiğimiz "Gözden Kaçan Seçimler", ilk bölümünün çok yer tutması üzerine bir nevi yazı dizisine dönüştü. Slovakya ve Makedonya'yı ele aldığımız ilk bölümden sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve Hindistan'daki parlamento seçimlerini değerlendireceğiz.

KKTC Parlamento Seçimleri 19 Nisan 2009'da, %81'lik bir katılım oranıyla gerçekleştirildi. Seçimi, oyların %44'ünü alarak 50 sandalyeli mecliste 26 sandalye kazanan, eski başbakan Derviş Eroğlu'nun partisi Ulusal Birlik Partisi (UBP) önde bitirdi ve tek başına iktidar olmayı garantiledi. Rauf Denktaş ekolünün bir temsilcisi sayılan Eroğlu, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'tan sonra Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin (CTP) başına geçerek başbakan olan Ferdi Sabit Soyer'i ve Demokrat Parti (DP) genel başkanı Serdar Denktaş'ı yenilgiye uğratarak başbakanlık koltuğunun yeni sahibi oldu. Güney Kıbrım Rum Kesimi (GKRK) ile müzakere sürecinde ılımlı politikalar izleyen Talat'ın, UBP iktidarı ile birlikte hızının yavaşlayacağını savunanlar olsa da, Kıbrıs Davası'nın tarihten gelen önemi ve anavatan Türkiye Cumhuriyeti'nin net tavrı sayesinde böyle bir durumun söz konusu olmayacağını tahmin etmekteyim. Kıbrıs Sorunu'nun çözümü yolunda herkesin üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getireceğine olan inancım tamdır. Bu yazının, yalnızca seçimler ile ilgili bir değerlendirme olması bakımından ve Kıbrıs konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığımdan; 19 Nisan erken seçimleri sonrasında, müzakere sürecinin yara almaksızın devam edeceği öngörüsünde bulunmakla yetineceğim.

Dünyanın en geniş katılımlı demokratik seçimleri ise şu sıralarda Hindistan'da devam etmekte. 714 milyon Hintlinin oy kullanacağı Hindistan Genel Seçimleri'nde, oy verme işlemi 5 aşamalı olarak 16 Nisan'da başladı. 22/23 Nisan, 30 Nisan ve 7 Mayıs'ta gerçekleştirilen 4 aşamaya ,13 Mayıs'ta gerçekleştirilecek olan 5.aşamanın eklenmesiyle, 543 sandalyeli Hindistan Meclisi'nin (Lok Sabha) yeni üyeleri seçilecek. 15. Lok Sabha seçimlerini kazanmaya en yakın parti olarak gösterilen Birleşik Yenilikçi İttifak - UPA (United Progressive Alliance), başbakan Manmohan Singh ve Sonya Gandhi'nin partisi olarak bilinmektedir. Biraraya gelmiş birçok partiden oluşan UPA'nın seçimi kazanması halinde görevdeki başbakan Singh'in yeniden bu göreve gelebileceği konuşulanlar arasındadır. Seçimlerin başladığı bölgelerde %50-%60 arası katılımın sağlandığı Hindistan, gelişmekte olan demokrasiler açısından bakıldığında çok önemli bir yere sahiptir. Zira 175 milyon euro harcanarak yapılan seçimler, dünyanın en kalabalık ikinci ülkesindeki demokrasi bilincini de gözler önüne sermektedir.

Demokratik seçimlerle başa gelen iktidarlar ve liderler uluslararası politika ve dünya gündemi açısından dikkat edilmesi gereken olgulardır. Unutulmamalıdır ki, liderler ülkelerinin ve dünyanın gündemini belirlemede son derece önemli kimselerdir ve onları görmezden gelmek, hangi koşullar altında lider olduklarını bilmemek sağlıklı değerlendirmeler yapmamıza engel teşkil edecektir.

İlerleyen günlerde Güney Afrika, Ekvador, Panama, Litvanya ve Arnavutluk gibi seçimlerin yanı sıra, Avrupa Parlamentosu, İran ve Afganistan Devlet Başkanlığı seçim değerlendirmelerini Dünya Gündemi Analizleri'nden takip edebilirsiniz.

Leia Mais…

29 Nisan 2009

Gözlerden Kaçan Seçimler (1)


29 Mart 2009 Yerel Seçimleri, Türkiye'nin gündemini çok uzun bir süre işgal ettiğinden olacak, Avrupa ve Dünya'da yaşanan seçim süreçlerine ilgisiz kaldık. Dünya Gündemi Analizleri'nde yeri geldikçe farklı ülkelerde yapılan seçimler ile ilgili bilgiler veriyoruz. Şimdiye kadar Bask (İspanya), İsrail, El Salvador, Azerbaycan (referandum) ve Moldova'da yaşanan seçim süreçlerini ele aldık. Uluslararası ilişkilerde yaşanan güncel gelişmelerin yoğunluğu, dünyada gerçekleşen seçimleri günü gününe incelememize imkan vermese de, fırsat buldukça değinmeye çalışmaktayız. Bu değerlendirmeyi birkaç seçimi birarada verebileceğimiz şekilde düzenlememizin nedeni de budur.

Güneydoğu Avrupa ve Balkanlar, istikrara duyulan gereksinim bakımından Kafkasya ve Orta Doğu ile birlikte dünyanın en önde gelen bölgesidir. Dolayısıyla burada gerçekleştirilen seçimler, bölgede demokrasinin tesisi açısından da önem taşımaktadır. 21 Mart'ta ilk turu, 4 Nisan'da ise ikinci turu yapılan Slovakya Başkanlık Seçimleri'ne de bu doğrultuda bakmak mümkündür. Her ne kadar uluslararası politikada fazla bir etkinliği olmasa da Slovakya'da, mevcut devlet başkanı İvan Gasparoviç, ilk turda aldığı %46'lık oyu, ikinci turda %55'e çıkararak 5 yıl daha devlet başkanlığı yapmaya hak kazandı. Demokratlar ve milliyetçiler tarafından desteklenen sağ görüşlü bir lider olan Gasparoviç'in uzun siyasi kariyeri, Slovak halkı tarafından ikinci kez başkanlığa layık görülmesiyle böylece taçlandırılmış oldu. Seçime katılımın bir hayli düşük olduğu (ikinci turda %51) Slovakya'da bu durum eski sistemden kalma bir alışkanlık olarak değerlendirilmektedir.

Aynı bölgeden bir başka seçimde ise 80 bin civarındaki Türk nüfusa sahip Makedonya'da halk, devlet başkanının ve yerel yönetimlerin seçimi için aynı anda sandık başına gitti. 22 Mart'ta ilk turu, 5 Nisan'da ise ikinci turu yapılan seçimlerde merkez sağın desteklediği aday Gjorge İvanov, eski bir komünist olan Branko Srvenkovski'den başkanlığı devraldı. İlk turda oyların yalnızca %35'ini almasına rağmen, ikinci turda %65'e ulaşarak başkan seçilen İvanov; rakipleri, içişleri ve dışişleri bakanlığı yapmış olan Lubomir Friçkoski ve "Makedonya'nın Obama'sı" olarak gösterilen İmer Selmani'yi geride bırakarak koltuğun yeni sahibi oldu. Makedonya, Slovakya'ya oranla uluslararası ortamda daha sık gündeme gelen bir ülke olmakla birlikte, yeni başkanın önündeki en büyük meselenin "devletin resmi adı" olduğu söylenebilir. Zira Makedonya Cumhuriyeti ismini tanımayan ve Eski Yugoslav Cumhuriyeti Makedonya (FYROM) olarak tanınması gerektiğini söyleyen Yunanistan, Makedonya tarafından ikna edilmeyi beklemektedir.

Eski Varşova Paktı ülkelerinde sıkça rastlanan bir problem olan halkın seçimlere katılma oranının düşüklüğü Makedonya'da da göze çarpmaktadır. Zira seçimlerin yasal olarak kabul edilmesi için gereken %40'lık katılım oranı tabiri caizse kılpayı yakalanarak %42'ye ulaşılmıştır...

Leia Mais…

Dünya Gündemi Analizleri Hakkında

Bu blog, uluslararası politikada yaşanan güncel gelişmeleri takip etmek ve değerlendirmelerde bulunmak amacıyla oluşturulmuştur. İçinde yer alan yazı, yorum ve analizlerin tamamı yazarın şahsi görüşleridir. Yazıların tüm sorumluluğu blog yazarına aittir.

Güncellemeler belli bir programa göre yapılmamaktadır. Bunun yanı sıra her sabah çeşitli şekillerde güncellenmektedir. Yazılar hazırlanırken; ntvmsnbc, bbc türkçe, reuters, guardian, washington post, der spiegel, kommersant vs gibi kaynaklardan yararlanılmaktadır. Haber içerikleri bu kaynaklardan sağlanmakla birlikte, yorumlar ve analizlerin tümü blog yazarına aittir.

Blog içeriğinin, yazardan izin alınmaksızın kullanılması kanunen yasaktır. Kaynak göstererek veya yazarla irtibat kurularak yapılan alıntılara izin verilecektir.