Nato Genel Sekreteri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nato Genel Sekreteri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2009

NATO'nun Yeni Genel Sekreteri Kim Olacak? (2)


...A. F. Rasmussen'in ikinci önemli dezavantajı ise, genel sekreterlik yolunda Türkiye'nin vetosuyla karşılaşma ihtimalidir. İttifakın tüm üyelerinin desteğini almış olsa bile, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliği konusundaki karşıt görüşleri ve tutumu bilinen Rasmussen'in Türk vetosu ile karşılaşabileceği riskini de göz önünde bulundurmak gerekir. Karikatür krizinin, NATO'nun tek Müslüman ülkesi Türkiye üzerindeki izdüşümleri de böyle bir vetoyu mümkün kılan unsurlardandır. Zira Jyllands Posten gazetesinin yayınladığı karikatürlere cevaz vermek suretiyle büyük bir krize yol açan Rasmussen'in genel sekreterliği, Afganistan'da faaliyet gösteren terör örgütlerine ve bilhassa El-Kaide ile Taliban'a verilecek bir ödün olarak görülebilir. Türkiye'nin veto kararı almasına neden olabilecek bir diğer unsur da bölücü faaliyetlerini Danimarka'da sürdüren Roj TV meselesidir. Türkiye Cumhuriyeti, Danimarka'yı ve Rasmussen'i defalarca uyarmış, ancak bugüne dek yapıcı bir sonuç alınamamıştır. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Rasmussen ile yapmış olduğu görüşmeleri NTV'de katıldığı bir programda anlatmış, Roj TV konusunda Rasmussen'in tek bir adım dahi atmadığını belirtmiştir.

Bütün bu gelişmeleri yorumlarken NATO Genel Sekreterliği pozisyonu için en güçlü aday olarak gösterilen A. F. Rasmussen'in Türk vetosuyla karşılaşmaması için pozitif hamleler yapılmasının gerekliliği bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Kendisine somut adımlarla yaklaşmayan bir lideri, böyle bir pozisyona getirmesi Türkiye'den beklenemez. Ancak bu durumda Türkiye'ye: "Öyleyse kimi destekliyorsunuz?" sorusunun sorulma ihtimali ortaya çıkmaktadır. Türkiye'nin sıcak baktığı bir aday olmadığını açıklamasına, görüşmelerin zamanı geldiğinde yapılacağı ve bir karara varılacağının belirtilmesine rağmen kamuoyunda Kanada Savunma Bakanı Peter MacKay'in adı geçmektedir.

Kanada eski Dışişleri Bakanı MacKay, 2006 yılında dönemin Türkiye Dışişleri Bakanı olan Abdullah Gül'ün Kanada ziyareti sırasında Türkiye-Kanada ilişkilerinin geliştirilmesi yolunda önemli adımlar atmış bir diplomattır. Kanada'nın 2004 yılında (sözde) Ermeni Soykırımı'nı kabul ettiğini gösteren kararı, MacKay'in dışişleri bakanı olduğu hükümet zamanında değiştirilerek söz konusu kararın geçersiz olduğunu ortaya koyan yeni bir kanun çıkarılmıştır. Bu dönemde geliştirilen ilişkilere dayanarak Türkiye'nin Peter MacKay'in adaylığını desteklediği söylenmektedir. Ancak aynı MacKay, sonraki dönemlerde Kanada'nın Ermeni Soykırımı'nı destekleyen tavrında bir değişme olmadığını da belirtmiştir. Amerikan kamuoyunun, ABD eski dışişleri bakanı Condoleeza Rice'ın sevgilisi olarak tanıdığı MacKay, Türkiye'nin NATO Genel Sekreterliği için göstereceği aday olamaz, olmamalıdır.

Yeniden mini yazı dizimizin en başına dönecek olursak; Türkiye, uluslararası ortamda artan itibarı ve gün geçtikçe tazelenen imajının doğal sonucu olarak, böylesine büyük ve etkili bir kuruluşta kendi adayını çıkarabilmeli, gerektiğinde ittifakın diğer üyelerini de kendi safına çekebilmelidir. Bölgesel bir güç olduğunu kanıtlayan Türkiye Cumhuriyeti'nin, küresel bir güce dönüşmesi küresel ölçekte yankı uyandıracak politikalar izlemesi ile mümkün olacaktır. Aksi takdirde NATO Zirveleri, topluca hatıra fotoğrafı çektirmekten başka bir anlam ifade etmeyecektir.

Leia Mais…

30 Mart 2009

NATO'nun Yeni Genel Sekreteri Kim Olacak? (1)


4-5 Nisan 2009 tarihlerinde Fransa-Almanya sınırındaki Strazburg şehrinde gerçekleşecek olan NATO Devlet Liderleri Zirvesi, birçok önemli gündemin yanı sıra, temmuz sonunda görev süresi sona erecek olan genel sekreter Jaap de Hoop Scheffer'in yerine, teşkilatın yeni liderini ya da lider adaylarını belirleyecek olması açısından da önemlidir. Zirve tarihi yaklaştıkça veya zirveden sonra, NATO ile ilgili değerlendirmelere blogumuzda yer vereceğiz. Ancak şuanda daha çok merak uyandıran "yeni genel sekreter" üzerine birkaç yorum ve çeşitli haber derlemeleri sunmak istiyorum.

Türkiye'yi birçok kez ziyaret eden Scheffer'in yerine geçecek isim konusunda öncelikle belirtmemiz gereken şey, Türkiye'nin önerebileceği bir adayın bulunmamasıdır. Bu duruma iki açıdan bakılabilir. İlk olarak Türk diplomatların çeşitli nedenlerden dolayı böyle önemli bir göreve talip olmadığını belirtmek gerekmektedir. İkinci olarak da cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve dışişleri bakanı Ali Babacan'ın açıklamalarına dayanarak; Türkiye'nin, herhangi bir adayı ileri sürmek suretiyle ittifaka yön veren, yol gösteren, öncülük eden bir ülke olmadığının altını çizmek gerekir. Devletin en yetkililerinden gelen bu sinyaller, Türkiye'nin NATO içinde bu konu görüşülürken fikirlerini açıklayacağı yönündedir.

Genel Sekreterlik için hevesli olan, bu görevi istediğini belirten adaylar ise; Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen, Polonya Dışişleri Bakanı Radoslav Sikorski, Bulgaristan eski Dışişleri Bakanı ve üst düzey diplomat Solomon Passy ve Fransa İçişleri Bakanı Michelle Alliot Marie'dir. İttifakın Doğu Avrupalı yeni üyelerinden Polonya ve Bulgaristan adaylarına şans tanınmazken, M. A. Marie'nin bayan olması nedeniyle NATO'nun genel sekreter koltuğuna oturamayacağı yorumları yapılmaktadır. Yine de bu üçlü arasından Radoslav Sikorski'nin şansı diğerlerine oranla yüksek görünmektedir. Ancak onun dezavantajı da Rusya ile ilişkilerini bozmak istemeyen NATO'nun Polonyalı bir genel sekretere sıcak bakmama ihtimalidir. Bu üçlüden ayırdığımız en önemli aday ise Danimarka Başbakanı A. F. Rasmussen'dir. Zira Danimarka'da yapılan bir ankette, başbakanlarının üst düzey uluslararası bir görev nedeniyle başbakanlıktan ayrılacağını düşünenlerin oranı %58 olarak belirlenmiştir. NATO'nun Afganistan konusunda yeni açılımlar yapacağı düşünüldüğünde, Afganistan'ın tehlikeli güney bölgesinde konuşlanmış Danimarka askerlerinin varlığı Rasmussen'in en büyük avantajlarındandır. Yönetim tecrübesi ve kişisel özellikleri bir yana bırakılacak olursa, ittifakın diğer ülkeleriyle iyi ilişkileri olan Rasmussen'in büyük biraderlerin (ABD-Fransa-İngiltere-Almanya) desteğini aldığı takdirde koltuğun yeni sahibi olma ihtimali artacaktır. Zira başkan Obama ve Amerika'nın tutumunun NATO'da son derece belirleyici olacağı öngörüsünde bulunulabilir.

Tüm bunlara rağmen Rasmussen'in çok önemli iki dezavantajı bulunmaktadır. Bunlardan ilki Danimarka'da patlak veren ve Müslüman dünyasına bomba gibi düşen karikatür krizidir. Hz. Muhammed'i konu alan söz konusu karikatürlere ülkede izin verilmiş ve bu durum büyük gerginliklere sebep olmuştu. Afganistan'daki rolü dolayısıyla Müslüman alemine her zamankinden daha yakın olmak isteyen NATO için Rasmussen, adeta süpriz bir hediye paketini andırmaktadır. Nitekim yeni genel sekreterin birinci önceliği Afganistan Meselesi'ne çözüm bulmak olacağından, bu ismin Müslüman dünyasının tepkisini çekmeyecek biri olmasına özen gösterilecektir. NATO'nun Afganistan'da üstlenmeyi planladığı yeni misyon açısından, yeni genel sekreter de önem kazanmaktadır...
(Devamını 1 Nisan Çarşamba günü okuyabilirsiniz)

Leia Mais…

Dünya Gündemi Analizleri Hakkında

Bu blog, uluslararası politikada yaşanan güncel gelişmeleri takip etmek ve değerlendirmelerde bulunmak amacıyla oluşturulmuştur. İçinde yer alan yazı, yorum ve analizlerin tamamı yazarın şahsi görüşleridir. Yazıların tüm sorumluluğu blog yazarına aittir.

Güncellemeler belli bir programa göre yapılmamaktadır. Bunun yanı sıra her sabah çeşitli şekillerde güncellenmektedir. Yazılar hazırlanırken; ntvmsnbc, bbc türkçe, reuters, guardian, washington post, der spiegel, kommersant vs gibi kaynaklardan yararlanılmaktadır. Haber içerikleri bu kaynaklardan sağlanmakla birlikte, yorumlar ve analizlerin tümü blog yazarına aittir.

Blog içeriğinin, yazardan izin alınmaksızın kullanılması kanunen yasaktır. Kaynak göstererek veya yazarla irtibat kurularak yapılan alıntılara izin verilecektir.