2009 yılının ilk 6 ayı içinde yaşanan ve ölümle sonuçlanan uçak-helikopter kazalarında, önceki yılların aynı dönemlerine göre büyük bir artış yaşandı. Dünya Gündemi'nde de sıkça yer alan bu kazalar, her seferinde akıllara terörist saldırı olasılığını getiriyor olsa da şimdiye dek yaşananlarda herhangi bir terör bağlantısına rastlanmadı. En önemlilerine kısaca göz atacak olursak, 1 Haziran'da Rio de Janeiro'dan Paris'e giden Air France uçağının okyanusa çakılması ile başlayabiliriz. Ölen yolculardan birçoğunun cesedine dahi ulaşılamayan kazayı herhangi bir terör örgütü üstlenmedi. Bilindiği üzere global ölçekte faaliyet gösteren terör örgütlerinin önemli özelliklerinden biri, kendisi yapmış olmasa da, dünya çapında ses getiren ve ölümle sonuçlanan olayları üstlenerek reklam yapmaktır. Ancak bu durum son dönemlerde karşımıza çıkmamaktadır. San'a'dan kalkan bir Yemenia uçağının Comorros'a giderken düşmesi de yine akıllara benzer şüpheleri getirdi fakat bu kazanın altından da bir terör örgütü çıkmadı. 25 Şubat'ta Hollanda'da düşen Türk Hava Yolları uçağı ve kazanın muhtemel sebepleri de yine uzun süre gündemde yer aldı. Peşaver'e gitmek üzere kalkan askeri bir helikopterin 3 Temmuz'da Pakistan'da düşmesi ile ölen 26 kişi de Taliban tarafından gerçekleştirildiği düşünülen bir saldırı sonucu değil teknik bir arıza nedeniyle hayatlarını kaybetti. Son olarak Tahran-Erivan seferini yapan, Hazar Havayolları'na ait bir uçağın düşmesi sonucu 168 kişi hayatını kaybetti. Bütün bu havacılık kazaları, her seferinde yeni bir 9/11 ile karşı karşıya olup olmadığımız sorusunu akıllara getiriyor. İşte global terörizmin ulaştığı en büyük başarı da buradadır. Zira terörün asıl amacı en küçük olayda bile insanlara korku salmak, insanları sürekli tetikte bekletmek suretiyle hayatlarının her an son bulabileceği korkusuyla yüzleştirmektir. Vurgulamak istediğim; uçak kazalarında yaşanan kayıpların terörist saldırılarda yaşananlardan değersiz olduğu değil, tam aksine, günlük hayatta ne zaman yaşanacağını bilmediğimiz olayları terörist saldırı olarak değerlendirdiğimizde terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürdüğümüzdür.
Leia Mais…
taliban etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
taliban etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Temmuz 2009
29 Mayıs 2009
Terörizm Ne Zaman Bitecek? (5) (Taliban)
Serinin beşinci yazısında, AfPak'ın (Afganistan ve Pakistan) yaşadığı tüm sorunların kaynağı olan ve Svat Vadisi başta olmak üzere Pakistan'ın birçok bölgesi ile Afganistan'ın tamamında faaliyet gösteren Taliban'ı ele alacağız. SSCB'nin Afganistan'ı işgalinden sonra ortaya çıkan, çoğunluğunu Peştunların oluşturduğu, 2001 yılına kadar Afganistan'ın kontrolünü elinde bulunduran ancak bu tarihten sonra etkinliği azalan Taliban, son dönemlerde özellikle bir dönem kendisini alenen destekleyen Pakistan'da faaliyetlerini sürdürmektedir. Taliban, Afganistan'daki NATO barış güçlerine (ISAF), ABD ve müttefiklerinin karargahlarına yaptığı saldırıların yanı sıra, Pakistan Devlet Başkanı Ali Asıf Zerdari ile yaptığı anlaşma sonucunda Pakistan'ın Svat Vadisi'ni şeriat düzeniyle yönetmeye başlamıştır. Daha önce Dünya Gündemi Analizleri'nde Taliban ve Svat Vadisi ile ilgili yaptığımız değerlendirmelerde de belirttiğimiz üzere, günümüzde terörizm dendiğinde akla gelen ilk örgüt El-Kaide ise ikincisi de Taliban'dır. Bu iki örgüt, birbirleriyle bağlantılı olarak hareket etmekte, aynı radikal islamik retoriği paylaştıklarından her alanda yardımlaşmaktadırlar. Hatta, El-Kaide lideri Usame Bin Ladin'in, Pakistan'ın Afgan sınırına 2 saatlik mesafede bulunan Taliban kontrolündeki Quetta (Kuveyta) bölgesinde diğer örgüt lideriyle birlikte saklandığı söylenmektedir.
ABD ve terörizme karşı oluşturulan koalisyonun Türkiye dahil diğer tüm üyeleri, Afganistan ve Pakistan'ın biran evvel istikrara kavuşmasını beklemekteyken, Pakistan İstihbarat Servisi'nin (ISI) Taliban'a halen destek verdiği de konuşulanlar arasındadır. Terörizmi destekleyerek, arka çıkarak, anlaşmalar yaparak bir yere varmanın mümkün olmadığını, bunu yapmakla işlerin daha kötüye gitmesine yol açılacağını da yine önceki yazılarımızda belirtmiştik. Nitekim geçtiğimiz günlerde Pakistan askeri güçlerinin, Svat Vadisi'ne yaptığı operasyonda 700 Taliban militanının öldürüldüğü açıklandı. Pakistan İçişleri Bakanı, "operasyonların tek bir terörist kalmayıncaya kadar devam edeceğini" açıkladığında, Svat Vadisi'nin Taliban kontrolüne verilmesi, ilk bakışta Pakistan tarafından Taliban'a kurulan bir tuzak olarak görülebilirdi. Ancak durum sanıldığı gibi değil. Zira böyle bir anlaşmayı yaparak başta ABD olmak üzere birçok devletin tepkisini çeken Pakistan, bana göre, hatasının ilerde ülkeyi daha da büyük bir kaosa sürükleyebileceğini görmüş ve bu yanlışından dönmeye karar vermiştir. En azından, Zerdari'nin ve diğer üst düzey yetkililerin açıklamaları bu yöndedir.
Bölgeden kaçarak mülteci olan sivillerin sayısının 300.000-400.000, terörist sayısının 8000-12000'i bulduğu bir ortamda, Pakistan hükümetinin çalışmalarına hız kazandırması ve tüm dünyayı tehdit eden terör örgütlerini ülkesinde barındırmaktan vazgeçmesi gerekmektedir. Bu bölgede terörizm, kararlı ve kesin adımlar atılmadıkça bitirilemeyecektir.
13 Nisan 2009
Terörizm'in Mağlubiyeti
Sitenin ilk yazısında Terörizm'in Zaferi (!) konusunu işlemiş, Pakistan'ın Svat Vadisi'nde Taliban'ın "şeriat düzeni" kurarak amacına ulaştığının altını çizmiştik. Bu sözde zafer, islami tandanslı birçok terör örgütüne de örnek oluşturmuş, izole edilmiş bölgelere şeriat getirmek bu örgütlerin temel hedefi haline gelmiştir. Ancak bilimsel ve sosyo-kültürel açılardan sürekli eleştirdiğimiz bu düzenin çarpıklığı, genellikle somut delillere dayandırılamadığından ya da şeriat kanunlarının katılığı insanlara inandırıcı gelmediğinden olacak, Taliban kontrolündeki Svat Vadisi pek çok uzmanın dikkatini yeterince çekemedi. Geçtiğimiz günlerde televizyon ekranlarından seyrettiğimiz bir insanlık dramı bu dikkati toplamak adına önemliydi. Görüntülerde, 17 yaşındaki bir genç kız, abisi tarafından, biri kadın iki kişinin yardımıyla kırbaçlanmaktaydı. Onlarca insanın da mahkemevari bir alanda izleyici rolü üstlendiği bu olay sonrasında kızın çektiği acı, ayağa kalktıktan sonra dengesini kaybetmesinden belli olmaktaydı. Benzer bir "yargılamanın" Mart ayında da gerçekleşmiş olması, bölgedeki bu tarz uygulamaların devamının beklenebileceğine dair bir işarettir.
Terörizm insanlara korku vererek ve kendi düzenini kurarak "zafere" ulaşmışsa bile, bu görüntülerden sonra insanlarda oluşturduğu terör karşıtı bilinç sayesinde başarısızlığa uğramıştır. Zira bu görüntüleri izleyenler artık terörizm ile ilgili konferanslara, panellere ve bilimsel makalelere gereksinim duymayacaklardır. Bir gencin başına gelen bu talihsiz olay ne kadar kötüyse, insanlara kazandırdığı terör karşıtı bilinç ve psikolojik altyapı da o kadar iyidir.
25 Şubat 2009
Terörizm'in Zaferi (!)

Terör. Kelime anlamını açıklamakla veya onyıllardır tekrar edilen klişeleri sıralamakla zaman harcamadan, başlıkta sözü edilen zaferin ne demek olduğunu izah etmeliyiz. Terörist faaliyetler asırlardır devletlerin ve vatandaşlarının baş belası olmuştur. Ancak bu gayrinizami savaşlar sırasında bir terörist grubun herhangi bir devlete karşı galip geldiği durumlar çok nadir yaşanmıştır. Bunlardan bir tanesi günümüzde, iyi ilişkiler içerisinde olduğumuz bir ülkede yaşanmaktadır: Pakistan. 1947'den bugüne ülkenin jeopolitik önemi nedeniyle maruz kaldığı sorunlar yönetim şekline ve hükümet etme yöntemlerine doğrudan etki etmiştir. Bu politikalar ve bir takım dış unsurlar (SSCB'nin Afganistan'ı işgali, İran İslam Devrimi, ABD desteği vs..) sayesinde ortaya çıkmış bir terör örgütü olan "Taliban", otoritelere karşı sürdürdüğü uzun soluklu mücadelesinin ardından geçtiğimiz günlerde başkent İslamabad'a 150km uzaklıktaki Svat Vadisi'nde kontrolü ele geçirmiştir. Bölgenin %70'lik kesimini kontrol etme yetkisi alındıktan sonra Taliban'ın ilk icraatı "Şeriat" ilan etmek olmuş, bölgede sakal kesimi yasaklanarak kız okulları yakılmıştır.
Pakistan ordusunun bu yenilgisinin, ülkeye pahalıya malolacağı öngörüsünde bulunmak yanlış olmayacaktır. Zira yayılmaya çok elverişli bir bölge olan Svat Vadisi'nin, şeriatın merkezi haline gelmesi ve başka ülkelerden şeriat yanlılarının bu bölgede ideolojik ve askeri eğitim görmek amacıyla buraya akın etmesi olasılıkları mevcuttur. Uluslararası konjonktürün ekonomik kriz ve İsrail-Filistin meselesi gibi olaylarla meşgul olduğu şu sıralarda böyle bir terör hareketinin gözden kaçırılmaması gerekir. Zira bu olayın yayılma riski, Terörizm'in Zaferi(!) ile sonuçlanması muhtemel bir dizi hareketi tetikleyecektir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Dünya Gündemi Analizleri Hakkında
Bu blog, uluslararası politikada yaşanan güncel gelişmeleri takip etmek ve değerlendirmelerde bulunmak amacıyla oluşturulmuştur. İçinde yer alan yazı, yorum ve analizlerin tamamı yazarın şahsi görüşleridir. Yazıların tüm sorumluluğu blog yazarına aittir.
Güncellemeler belli bir programa göre yapılmamaktadır. Bunun yanı sıra her sabah çeşitli şekillerde güncellenmektedir. Yazılar hazırlanırken; ntvmsnbc, bbc türkçe, reuters, guardian, washington post, der spiegel, kommersant vs gibi kaynaklardan yararlanılmaktadır. Haber içerikleri bu kaynaklardan sağlanmakla birlikte, yorumlar ve analizlerin tümü blog yazarına aittir.
Blog içeriğinin, yazardan izin alınmaksızın kullanılması kanunen yasaktır. Kaynak göstererek veya yazarla irtibat kurularak yapılan alıntılara izin verilecektir.
Güncellemeler belli bir programa göre yapılmamaktadır. Bunun yanı sıra her sabah çeşitli şekillerde güncellenmektedir. Yazılar hazırlanırken; ntvmsnbc, bbc türkçe, reuters, guardian, washington post, der spiegel, kommersant vs gibi kaynaklardan yararlanılmaktadır. Haber içerikleri bu kaynaklardan sağlanmakla birlikte, yorumlar ve analizlerin tümü blog yazarına aittir.
Blog içeriğinin, yazardan izin alınmaksızın kullanılması kanunen yasaktır. Kaynak göstererek veya yazarla irtibat kurularak yapılan alıntılara izin verilecektir.



.jpg)