ermenistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ermenistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mayıs 2009

İsrail ve Ermenistan


Geçtiğimiz hafta Türk kamuoyunca çok ilginç yorumlanan bir haber dikkatimi çekti : İsrail'den Jest! Haberde; "Ermeni iddialarının İsrail Parlamentosu'nda (Knesset) görüşülmesinin reddedildiği, olayların Knesset'teki siyasi tartışmalarla değil, açık görüşmeler ve tarihi verilerle incelenmesi gerektiği" yer almaktaydı. Kısaca İsrail parlamentosu, ülkede yaşayan Ermenilerin, 1915 olaylarını İsrail'in "soykırım" olarak tanıması yönündeki baskısını kibar bir siyasi dille reddetti. Ancak işin ilginç yanı, bu olayın Türkiye'deki yansımaları oldu. İsrail'in sözde Ermeni Soykırımı'nı tanımadığına ilişkin haberler yayınlandı ve bunun İsrail tarafından Türkiye'ye yapılmış bir jest olduğu vurgulandı.

Fakat genellikle buzdağının görünen tarafına aldanan Türk kamuoyu ve medyası, bir kez daha İsrail'in bu taktiksel ağına düştü. Dünya Gündemi Analizleri'nin ilk yazılarından biri olan "Kosova" başlıklı değerlendirmemizde de kısaca değindiğimiz, "Yahudilerin dünyada soykırıma uğramış tek halk olduğundan yola çıkan İsrail'in ajitasyon politikası", bir kez daha kendini tekrarladı. İsrail'in dünya üzerindeki varlığının ilk ve neredeyse tek sebebi olan "soykırım", başka bir milletle de anıldığı takdirde İsrail'in varlık sebebini yitirme olasılığı doğacağından, İsrail, soykırım üzerinden politika gütmekte olan hiçbir devlete sıcak bakmamaktadır. Dolayısıyla Knesset'te alınan bu karar Türkiye'ye yapılmış bir jest gibi görünse de altında yatan sebepler farklıdır. Bunu görüp doğru şekilde analiz edebilmek için büyük bir uzman olmaya gerek yoktur. Öyle ki İsrail'in bu tavrının gelecekte de değişmeyeceğini ve özellikle İsrail'deki milliyetçi hükümetin, sol partiler tarafından ara sıra gündeme getirilen bu tarz tekliflere sıcak bakmayacağını söylemek yerinde bir tesbit olacaktır.

Leia Mais…

22 Nisan 2009

Türkiye-Ermenistan İlişkilerinde Azerbaycan Faktörü

Obama'nın Türkiye ziyareti sırasında gündeme gelen Ermeni sınırının açılması projesi, Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın Erivan ziyaretiyle farklı bir boyuta taşındı. Medyada çok farklı yansımaları izlenen bu ziyaret sonrasında yeni bir konu gündeme oturdu. Bu konu; Türkiye ile Ermenistan arasındaki yakınlaşmayı dikkatle takip eden Azerbaycan'ın tutumu idi. Genelde Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve Türkiye'nin, özelde ise Azerbaycan'ın uzun yıllardır izlemekte olduğu bir politikadır "Küskünlük Politikası". Ortak bir dış politika belirlenememesine rağmen, bütün Türk Cumhuriyetleri, aralarında yazısız bir anlaşma varmışcasına birbirlerinden aynı dış politika tutumunu beklemektedirler. Bu durum söz konusu olmayınca da kısa süreli de olsa birbirlerine küsmekte, dış politikada farklı yollar aramaktadırlar.
Geçen hafta bu tarz gerçeküstü, duygusal tutumlara bir yenisi daha eklendi. Türk basınında yeralan Türkiye-Ermenistan sınırının açılabileceği yorumlarını gören Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev, Moskova'ya resmi bir ziyarette bulundu. Oysa Türk Dış Politikası'nın gündeminde böyle bir olayın yer almasının tek ve vazgeçilmez şartı, Ermenistan'ın işgal ettiği Dağlık Karabağ Bölgesi'nde işgali sonlandırması ve gerek Türk-Ermeni gerekse Ermeni-Azeri sınırını tanımasıdır. Bu şartlar sağlanmadıkça Türkiye'nin Ermenistan sınırını açma kararı alması Türkiye Cumhuriyeti açısından çok büyük bir politik yanlış olacaktır. Bunun yanı sıra, reel politik açısından değerlendirildiği takdirde, Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan gibi ülkelere Türkiye'nin en çok ihtiyaç duyduğu dönem, içinde yaşamakta olduğumuz 21.yüzyılın ilk yıllarıdır. Zira dilde, fikirde ve işte birliğin ilk adımı olan Nabucco Projesi ve enerjide işbirliği için bu ülkeler olmazsa olmaz nitelik taşımaktadır.

Tekrar ana konuya dönecek olursak; Türkiye, Ermenistan ile olan ilişkilerini "soykırım meselesi" üzerinden yürütmemektedir. Dolayısıyla muhatabından da bu yönde bir tavır beklemektedir. Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin gelişmesinde bu konunun bir engel teşkil etmemesi, meselenin çözümü açısından da hayati öneme sahiptir. Durum böyleyken, kadim dost ve kan kardeş Azerbaycan'ın da bu politikaları idrak edebilmesi, Türkiye'ye yardımcı olacak tavırlar sergilemesi gerekmektedir. Azerbaycan'ın Türk-Ermeni ilişkilerinde yıkıcı değil, yapıcı bir etken olarak ortaya çıkması, Kafkasya'nın istikrarı açısından da büyük önem taşımaktadır. Çok küçük anlaşmazlıklar yüzünden yıllarca farklı devlet çatıları altında yaşamış olan kardeşlerimizle ortak bir gelecek düşleyebilmemizin tek yolu bu uyuşmazlıkları karşılıklı anlayışla ortadan kaldırmaktır.
NOT: Resim, global bir araştırma merkezi olan Stratfor'dan alınmıştır.

Leia Mais…

Dünya Gündemi Analizleri Hakkında

Bu blog, uluslararası politikada yaşanan güncel gelişmeleri takip etmek ve değerlendirmelerde bulunmak amacıyla oluşturulmuştur. İçinde yer alan yazı, yorum ve analizlerin tamamı yazarın şahsi görüşleridir. Yazıların tüm sorumluluğu blog yazarına aittir.

Güncellemeler belli bir programa göre yapılmamaktadır. Bunun yanı sıra her sabah çeşitli şekillerde güncellenmektedir. Yazılar hazırlanırken; ntvmsnbc, bbc türkçe, reuters, guardian, washington post, der spiegel, kommersant vs gibi kaynaklardan yararlanılmaktadır. Haber içerikleri bu kaynaklardan sağlanmakla birlikte, yorumlar ve analizlerin tümü blog yazarına aittir.

Blog içeriğinin, yazardan izin alınmaksızın kullanılması kanunen yasaktır. Kaynak göstererek veya yazarla irtibat kurularak yapılan alıntılara izin verilecektir.